Kars'ın Malakanları
04 Dec
0

Kars'ın Malakanları

Okunma Sayısı: 22

Kars'ın Malakanları ...


II. Abdülhamit döneminde, 1877 – 1878 yılları arasında Osmanlı ve Rus Çarlığı arasında gerçekleşen 93 Harbi sonrası Kars, savaş tazminatı olarak Ruslara teslim edilir ve bir daha buradan ayrılmamak niyetiyle yerleşirler..


Malakan adı verilen topluluk Rus Çarı Deli Petro’nun uygulamalarına karşı çıkarak, dinsel bir hareket ve yaşam tarzı olan Molokanizm‘i hayat felsefesi olarak kabul eden insanlardır.


Malakanlar, bir Ortodoks Hristiyan topluluk ve daima egemen bir güç olan kilise ile çatışmışlar, yönetimde çok etkili olan Rus Ortodoks kilisesi için hep bir çıbanbaşı olmuşlardır. Bu nedenle, 93 Harbi sonrası Kars’a yerleşen Rus Çarlık Hanedanlığı, onlara göre baş ağrısı olan bu topluluğu, Rusya’dan Kars’a sürmüş; hem onlardan kurtulmuş, hem de Kars’ta kalıcı bir koloni oluşturmuştur.


Malakan, Rusça Molokan yani ‘’Süt İçenler ’’ anlamına geliyordu. Ortodoks Kilisesi’ne göre dindar Ruslar haftada sadece iki kez süt içmeliydi, fakat asi Malakan tarikatı, her gün süt içiyordu. Hristiyanlığın sembolü olan Haç’ı kullanmıyorlardı. Dini törenlerinde papaz veya rahip istemiyor, kiliseye gitmiyor, bunun yerine temiz ve tek odalı evlerinde toplanıp kadınlı erkekli ibadet etmeyi tercih ediyorlardı.


Savaş karşıtı olmaları nedeniyle, Rus ordusuna dâhil olmayarak, ellerindeki tüm kalan silahlarını toplu bir tören ile yakmışlardı. Tüm bu nedenlerden dolayı, kilisenin tüm şimşeklerini üzerine çekerek Aforoz edildiler. Kars’ın ele geçirilmesini fırsat bilen Rus hükümeti, yaklaşık on beş bin Malakanı ana topraklarından sürerler. Günlerce süren yolculuk sonrası Kars’a varan Malakanlar, dere kenarlarında kendi köylerini kurarak, yeni vatanlarına ve yerli halka çok hızla uyum sağlayıp tarım yaparak geçimlerini sağlamaya başladılar...


Tarihin en tanınmış Malakanı, ‘’Savaş ve Barış’’ın yazarı Tolstoy'dur. Zengin bir aileden gelen ve halkının mücadelesine her daim destek olan yazar, kitaplarından kazandığı tüm geliri, göçe zorlanan bu insanlara destek olmak için çekinmeden harcadı.


Karslılar, yeni gelen bu insanları hep çok sevdi. Farklı din ve ırktan olmalarını hiç önemsemediler. Yardımsever, akıllı insanlardı. Dere kenarına su değirmenleri kurup un öğüttüler, kaz yetiştirdiler. İleri yöntem tarım ve hayvancılık uygulamalarına geçtiler. Sabanda öküz yerine at kullanıp süt kalitesini arttırarak meşhur Kars Gravyerini ürettiler. Bugün bile kullanılan, onlara ait birçok tarımsal yenilik, bölgenin kaderini değiştirmiştir.


Yardımsever olmalarına karşın, kendilerine dönük insanlardı. Din farklılıkları nedeniyle, Müslümanlarla birbirinden kız alma verıp olayı pek yaşanmadı. Malakanlar kilise inşa etmediler, evlerinde ibadet ettiler. Dini bayramlarını kutlarken, Müslüman bayram ve geleneklerine saygılı oldular. Müslüman halk da onlarınkine…


1915’de Ruslar Kars’ı terk edince, tüm Malakanlar bölgede kalarak, Osmanlı kimliğine tabii oldular. Dinlerine sahip çıktıkları gibi, savaş karşıtı toplum olmak en büyük kırmızı çizgileriydi. Bu nedenle, 1921’de Türk ordusunun kurutuluş mücadelesi için düzenli ordu kurma girişimcilerine başlamasıyla istemeyerek de olsa Kars’ı terk etmeye karar verdiler. Bir kısım, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Yeni Zelanda’ya göç ettiler. Geri kalanlar için yalnızlık ve fakirleşme dönemi 1961’e kadar sürdü. Onlar da ekonomik sebeplerden dolayı Rusya’ya göç etmek zorunda kaldılar.


Bir süre sonra oraya adapte olamayarak tekrar dönmek isteseler de, Rus Hükümeti pasaportlarına el koyarak dönmelerini engelledi.

Yorumlar
Yorum Ekle

Yeni Blog Yazıları

Tümünü Gör